Altın Mikrofon yarışmaları tarihçesi 1965 - 1968

Sayfa 03



Denilebilir ki; Hürriyet'in bu yarışmayı düzenlemesi ile birlikte Türk Popu, görebileceği en büyük imkanlardan birini görür önünde. Son derece sağlam bir kuruluşun önayak olduğu bu yarışma, çok sağlam bir jürinin de oluşturulmuş olmasının katkısıyla katılma rekorları kırar. Tam 78 kişi yarışmak için başvurmuştur. Herkes ama herkes buradadır. Türk Popu'na burun kıvırmaya devam etmekte olan caz taifesi ve artık diğerleri arasında yarışmayı kendilerine pek münasip görmeyen birkaç büyük isim (Tülay German, Erol Büyükburç, Alpay v.b.) dışında herkes buradadır. Türk Popu, topyekün bu yarışmada yer almanın önemini kavramış ve işe girişmiştir.

Hürriyet, böyle bir yarışmanın neden yapılıyor olduğunu da, tartışmaya açık en ufak bir husus bırakmadan tesbit etmiştir: "Altın Mikrofon Armağanı Yarışması, batı müziğinin zengin teknik ve şekillerinden faydalanılarak yine batı müziği aletleriyle çalınmak suretiyle Türk musikisine yeni bir yön vermek için hazırlanmıştır." Gazete, yükselmekte olan pop dalgasını görmüş ve bu dalganın batı taklitçiliği ile sınırlı kalmayarak, elden geldiğince bizden olana yaslanmasına, bizden renkler taşımasına katkıda bulunmak için kolları sıvamıştır. Katılmayı rekor seviyesine çeken önemli bir unsur daha vardır. Gazete dereceye girenlerin plaklarını da derhal basacak kârı tamamen yarışmacıya ait olmak üzere satışa çıkaracaktır. Plakların henüz çok yaygınlaşamamış olduğu ülkemizde, kar amacı güdülmeyen bu hareket, her evin 45'lik plaklar ile tanışmasını sağlayacaktır.

Hürriyet, o zamanların en önemli klüplerinden Kervansaray'ın sahibi İbrahim Halil Doğudan ile bir anlaşma da imzalamıştır. Kervansaray Lokanta - Pavyon İşletmesi'nin sahibi Doğudan, Hürriyet'e bir taahhütte bulunmuştur: "Cumhuriyet Caddesi, No: 4'de (Divan Oteli bitişiği) pek yakında açacağım Oriental isimli gazinonun Night Klübü'nde, Altın Mikrofon yarışmasında birinciliği kazanacak olan orkestrayı, her gece yarım saat Show'a çıkarmak istiyorum. Bu iş için kendilerine ödeyeceğim ücret bir aylık show karşılığı 15.000 (on beş bin) liradır. İşbu teklifimin açık mukavele olarak kabul edilmesini rica ederim..." Yarışmayı kazanacak olan grubun başı göğe erecektir neredeyse, plağı çıkacak, çalışıp para kazanabileceği bir mekan hazır onu bekliyor olacaktır.

Aslında memleket kaynamaktadır. Sovyetler'den bazı heyetler bizi ziyaret eder, Cemal GürselSovyet Rusya'ya davet edilirken, gerici gösteriler de yer yer görülmekte, bundan da en çok, giderek yükselmekte olan Türkiye İşçi Partisi payını almaktadır. Yarışmanın ilk elemeleri, ilan edildiği gibi, 5 Ocak Salı günü, 150 kişilik bir grubun, İstanbul'da toplantı halindeki TİP idarecilerinin bulunduğu yeri basmalarından tam beş gün önce yapılır.

78 olan yarışmacı sayısı (bazı solistlerin, orkestraları dışında ayrıca listelenmiş olması ve bazı yarışmacıların son anda katılmaktan vazgeçmesi üzerine) 41'e düşer. 119 kişilik jürimiz de ancak 80 kişi olarak toplanabilmiştir. Tam 6.5 saat süren elemelerde, şöhretleri yıllanmış profesyonellerle, çiçeği burnunda amatör müzisyenler hep birlikte yarışır. Anadolu'nun kıvrak havalarını ya da İstanbul'un kıvrak köçekçelerini dile getirip, Türk folklor müziğinden seçtikleri parçaları, ça-ça-ça, twist, bossanova, slow, swing veya vals şeklinde icra ederek kenara çekilir, jürinin kararını beklerler. Elemelerin bitmesi ile birlikte, jüri üyeleri, notladıkları listeleri İstanbul 16. Noteri Katibe Yürür'e teslim ederler. Her şey çok sağlam ve en ufak bir dedikoduya yol açmayacak şekilde yürümektedir.

Oylama sonucu, 41 orkestranın büyük bir kısmı elenir ve yalnızca 10 grubun finale kaldığı açıklanır. Türk Popu'na ilk resmi girişini yapacak olan Erol Evgin ile Cem Karaca ve Jaguarlargibi genç isimlerle, Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası (ve dolayısıyla Ayla Dikmen), Faruk Akel,İlhan Feyman, Kadri Ünalan ve Halikarnas 6 gibi önemli isimler finale kalamamıştır. Finale kalanlar ise şöyledir: "Halimem" adlı parçadan bir twist meydana getiren Fikret Kızılok'luCahit Oben, "Sandığımı Açamadım" adlı şarkıyı söylemiş Ferdi Özbeğen, "Gemiciler"i İspanyol havalarının ritmiyle söyleyen Grup Sonya Dores, "Zamane Kızları" adlı kendi bestesini seslendiren İlham Gencer, "Karadır Kaşların Ferman Yazdırır"ı bossanova yapmışKanat Gür, "Gül Dalında Öten Bülbülün Olsam" ile bir başka bossanovacı Metin Alkanlı, "Kemerin Naftaları" ile üçüncü ve son bossanovacı Selçuk Alagöz, "Kaşık Havası"nı enstrümantel müzik haline getirmiş olan Silüetler, "Gençliğe Veda" adlı Türk Müziği kalıplarındaki şarkısını batı müziği aletleri refakatinde söyleyen Yıldırım Gürses, "Helvacı Helva"yı twist temposunda icra eden ve henüz 7 Eylül 1964 tarihinde kurulmuş çiçeği burnundaMavi Işıklar. İlk üç derece, bu on yarışmacı; Ankara, Adana, İzmir ve İstanbul'da halkın önünde yarıştıktan sonra belli olacaktır.

10 finalist, yarışma şarkılarının yanında, iki tane de serbest parça hazırlayıp sunacaklardır. 25 Ocak'ta Ankara, 26 Ocak'ta Adana ve 27 Ocak'ta İzmir'de yarışmak üzere yola çıkacak kafilenin sayısı seksen kişiyi bulmuş ve bunca kişiyi taşıması için Hürriyet, Türk Hava Yolları'ndan üç özel uçak kiralamıştır. Bir yıl önce, Balkan Festivali için trene bindirdiğimiz şarkıcılarımıza nihayet uçağı münasip bulmuşuzdur. Yarışmanın yapıldığı salonlara girecek olanlara, hemen girişte bir oy pusulası verilecek ve onlar da en çok beğendikleri orkestranın adını buraya yazarak çıkışta kapıdaki özel kutulara atacaklardır. Artık jüri aradan çekilmiştir. Kalabalığın arasından 10 isim seçmiş ve bunları seyircilere havale etmiştir. Dört büyük şehrimizde yapılan dört konser sonrası, en çok oyu alan ilk üç grubu müzikseverler belirleyecektir. Ankara'da Büyük Sinema, Adana'da Erciyeş Sineması, İzmir'de Kulüp Sineması bu yarışmaya ev sahipliği yapar. İstanbul'da ise tam üç ayrı konser yapılır. 11 Şubat Perşembe Fatih Renk Sineması, 15 Şubat Pazartesi Kadıköy Opera Sineması ve 16 Şubat Salı günü Beyoğlu Atlas Sineması'nda sahneye çıkar yarışmacılarımız. Oylar verilmiş, tasnif edilmiş ve sonuçlar açıklanmak üzere hazır bekliyordur artık. Bu da, 22 Şubat gecesi Site Sineması'nda, bu sefer protokola verilecek son bir konser sonrası yapılacaktır. Yarışmacılar, vali Niyazi Akı, belediye reisi Haşim İşcan, kumandanlar, konsoloslar ve seçkin misafirler önünde son defa üçer şarkı söyleyip kulise çekilir ve neticelerin açıklanmasını beklerler. Sonuçlar oldukça şaşırtıcıdır.

Daha ilk elemelerde, Türk Popu'nun öncü isimleri yarışma dışı kalmıştır, ilk on dereceye girebilen diğerleri de, ilk üç içinde kendine yer bulamamıştır. Toplam 7.776 oy kullanılan yarışmayı, 1985 reyle Yıldırım Gürses kazanmış, Mavi Işıklar 1407 reyle ikinci, Silüetler 1188 reyle üçüncü olmuşlardır. Yaklaşık iki aydır süren maraton böylelikle sona ermiştir. Gazete ve dergilerde, ilk üç dereceyi paylaşanlar boy göstermektedir artık. Yıldırım Gürses, "Artık rahat uyuyabilirim" derken, bu kadarını hiç ummamış Mavi Işıklar havalara uçar. Sonraları, kendisiyle çok uğraşılarak canından bezdirilecek olan Türk Popu'nun en kadersiz isimlerinden Mesut Aytuncaönderliğindeki Silüetler ise "Hayatımızın en güzel dakikalarını yaşıyoruz" diyerek açıklarlar duygularını. Zavallı Mesut Aytunca, şu üç günlük dünyada görüp görebileceği ender güzel birkaç anından birini yaşamaktadır yalnızca. Aytunca, her alanda olduğu gibi Türk Popu alanında da ortalıkta gezen cellatları ensesinde her zaman hissedecek ve baştacı edilecek yerde, şu dünyadan çekip gitmesi için teşvik edilecektir.

Yarışmadan hemen sonra, Hürriyet sözünde durur ve 10 finalistin tamamının 45'liklerini basar. Plakların basılmış olması, yarışmanın en az kendisi kadar hareketlendirir piyasayı. 10 finalistin büyük kısmı, ilk plaklarına bu yolla kavuşmuşlardır. Zaten 45'lik sayımız parmakla sayılacak kadar azdır ve bir anda bu sayının üzerine 10 plak birden eklenmiştir.



1966
IŞIĞIN RENGİ

İlk yarışma, birincisinden (Yıldırım Gürses) çok ikincisi ile ses getirmişti. Mavi Işıklar kısa bir zaman içerisinde şöhretin doruklarına tırmanmış ve ismini herkese ezberletmişti. Grubun bu popülerliğini, grubu yaratmış olan Hürriyet de kullanmakta gecikmedi. Gazete, Nisan ayında ikincisi düzenlenecek olan Altın Mikrofon yarışması ile ilgili duyuralarını yaparken, en çok Mavi Işıklar'a yaslandı. Geçen yılın birincisi Yıldırım Gürses, akıllara bile gelmemişti: "Bugün Türkiye'de bir Mavi Işıklar adı ve orkestrası varsa, bunu doğrudan doğruya Hürriyet'in hazırladığı Altın Mikrofon'a borçluyuz. Fakat biz de, bu ilgiye layık olabilmek için hiçbir zaman çalışmalarımızı ihmal etmiyeceğiz. Tuttuğumuz yolun nankör bir yol olmadığını müzikseverler ilgileriyle bize bol bol ispat ettiler." Doğruya doğru; Mavi Işıklar bu yarışma ile ortaya çıkmış ve kendilerini gösterebilmişlerdi. Mavi Işıklar minnet borçlarını Nisan ayında ikincisi yapılacak yarışmaya da katılarak ödemeye çalıştı. Normal olarak, şöhreti bu kadar yaygınlaşmış bir grubun artık herhangi bir yarışmaya katılmaması, kendisini yeniden sınanma durumunda bırakmaması gerekirdi. Ama Mavi Işıklar bu riskin altına girdi ve yarışmaya başvurdu.

1966 yılının yarışmasında ilk elemeler Kervansaray'da yapılmaktadır. Aralarında Zeki Müren veRüçhan Çamay'ın da bulunduğu 46 kişilik ön jüri, dokuz saat fasılasız devam eden müsabaka sonunda yedi orkestranın finale kaldığını açıklar. Daha önce yapılan açıklamalarla, finale beş orkestranın kalacağı açıklanmış olmasına rağmen, yarışmacılar arasında çok az puvan farkı olması nedeniyle bundan vazgeçilmiş ve finalistlerin sayısı yediye çıkarılmıştır. Ali Atasagun Dörtlüsü, Cahit Oben, Kent Yedilisi, Selçuk Alagöz, Silüetler, Türkiye Petrolleri Orkestrasıve elbette Mavi Işıklar finale kalabilen isimler olmuştur. Bu elemelerden sonra tıpkı geçen yıl olduğu gibi yarışma kafilesi yollara düşer. Üstelik bu yıl daha çok şehir gezilecektir. Bursa, Eskişehir, Ankara, Samsun, Konya, Adana ve İzmir konserlerinden sonra İstanbul'a gelinecek ve nokta burada konacaktır. Ön jürinin de yakınmalarına sebep olmuş, orkestralar değişirken sahne değişiminin çok uzun sürmesi konusu da Fecri Ebcioğlu ile çözülecektir. Fecri Ebcioğlu hem konserleri sunacak, hem de işi biten grubun aletleri sökülür, yenisininki takılırken boşlukları doldurmaya çalışacaktır.

Turne ile birlikte yeni yeni şeyler de öğreniriz. Mavi Işıklar Adana'da ye - ye'ci genç kızları coşturmuştur mesela: "Uzun zamandır ye - ye'ci toplulukların konserlerine hasret kalan Adanalı ye - ye'ci gençlerin hasretliklerini Mavi Işıklar gidermiştir." gazetelere göre. Mayıs'ın başında, yarışma konvoyu nihayet işini bitirip İstanbul'a döner. İstanbul'un muhtelif yerlerindeki konserleri, Fitaş Sineması'nda yapılan son konser takip eder ve sonuçlar açıklanır. 12 konserde 13.411 oy kullanılmış ve Silüetler 4563 rey alarak birinci, Mavi Işıklar 2.850 reyle ikinci, Selçuk Alagöz ise 2.382 reyle üçüncü olmuşlardır. Yarışmadan sonra, Hürriyet, verdiği sözü tutar ve yarışmacıların plaklarını da basar. Ama bu plaklar, bir yıl öncesinde olduğu kadar ilgi görmez. Çünkü artık yeterince plağımız vardır ve piyasa geçen yıl olduğu gibi bu işe çok aç değildir.


1967

ÇOCUKLARIN RENGİ
Altın Mikrofon'un üçüncü kervanı 1 - 13 Mart 1967 tarihlerinde, bir kere daha yollara düşer ve 9 vilayette 11 konser verilir. Ankara ve İzmir'de ikişer, Adapazarı, Kayseri, Adana, Mersin, Antalya, Denizli ve Balıkesir'de birer konser verilir. İstanbul'daki konser sayısı, biri Bakırköy'de, biri Kadıköy'de ve ikisi Beyoğlu'nda olmak üzere tam dört tanedir. Cem Karaca ve Apaşlar, Haramiler, Mavi Çocuklar, Rana Alagöz, Türkiye Petrolleri Orkestrası ve Yabancılar olmak üzere altı finalist bu konserler boyunca ter dökmüştür. Yarışma şartnamesinde bu yıl yapılan değişiklik sonucu, daha önceki yarışmada dereceye giren Selçuk Alagöz'ün katılamama durumu ortaya çıkmış, müzisyenimiz, bu durumu, aileden Rana Alagöz'ü ortaya sürerek çözmeye çalışmıştır. Gruplar müstakil dört şarkı ile birlikte bir de yarışma parçası söylemişlerdir sahnede.

Zafer Mavi Çocuklar'ın olur. Bir zamandır Blue Boys adıyla faaliyet gösteren bu batılı grup, apansız Altın Mikrofon kervanına katılmaya karar vermiş ve "samba - swing - oryantal" diye niteledikleri şarkıları ile birinci olmuşlardır. Kadıköy ve Suadiye taraflarında adını duyurmuşken bir süre ortadan kaybolan, daha sonra Yalçınkaya Tümay ve (bugünkü Özen Film'in sahibi) Mehmet Soyarslan'ın çabaları ve Mehmet Fildişi ile Ahmet Tuzcuoğlu'nun desteği ile yeniden adından söz ettirmeye başlayan Apaşlar da, Cem Karaca ile birlikte katıldıkları yarışmayı, kısa bir zaman içerisinde herkesin diline dolanacak olan "Emrah" adlı şarkıları ile ikinci olarak bitirmişlerdir. AslındaApaşlar, karşılarına Cem Karaca çıkmadan önce, yabancı orkestraların melodilerini aranje ederek çalma niyetindedir ama, her şey çok çabuk değişir; önce Cem Karaca ile birleşirler, ardından da, yabancı orkestra melodilerini bir kenara atarak "Emrah"ın düzenlemesi ile boğuşmaya başlarlar. Alagöz ailesinin yeni ferdi Rana Alagöz de "Konya Kabağı"nı dört ayrı ritm ile sunmuş ve arkasında çalan ağabeyi Selçuk'un desteği ile (ki Engin Yörükoğlu ve Cahit Berkay da henüz Selçuk Alagöz'ün yanındadır) yarışmayı üçüncü olarak bitirmiştir.

Bir yarışma daha bitmiştir ama, dedikodular bu sefer epeyce uzun sürer. Yarışmanın asıl galibi olarak Cem Karaca ve Apaşlar bağırlara basılır, asıl birinciliği onların hak etmiş olduklarından dem vurulur. İlk üçe girememiş olan Haramiler için de çoğu kişi üzgündür. Ali Atasagun'un yurt dışına gitmesi üzerine, kalan grup elemanlarının solist Koray Oktay'ı aralarına alarak oluşturmuş oldukları Haramiler, kısa bir zaman içerisinde kalpleri fethetmiş ve epeyce hayran toplamıştı ama yarışmada dereceye girmelerine bu kadarı yetmemiş ve "Çamlıca Yolunda"n elleri boş dönmüşlerdi. Yarışmadan hemen sonra plaklar sürülür piyasaya. "Emrah" bütün eleştirmenlerin üzerinde mükemmel diye fikir birliğine vardıkları bir plak olmuştur. Doğan Şener, "Hafif Batı Müziği'mizin mucizesi" derken, bizden olana pek yakın durmayan Fecri Ebcioğlu bile, "Bugüne kadar bestelenmiş ya da batı müziğine uyarlanmış en iyi şarkı" olarak nitelemektedir "Emrah"ı.







1968
KUZU ZİYAFETİ
1968 yılında, Altın Mikrofon'un dördüncüsü yapılır. Altın Mikrofon kervanı; bir otobüs, bir minibüs ve bir kamyondan oluşmuştur. Otobüste seyahat eden toplam 32 müzisyen ve yakınları, tam 17 gün sürecek bir maraton sonrası ulaşacaklardır finale. (Alfabetik sırayla) Erkin Koray Dörtlüsü, Haramiler, Moğollar, Sis Beşlisi ve Turgut Oksay ile T.P.A.O Batman Orkestrası'ndan oluşan finalistler, 17 Nisan'da Adana, 18 Nisan'da, yarışmacıların şehrin en lüks oteli olmasına rağmen Sirkeci otellerinden farksız üçüncü sınıf bir otelde kaldıkları Urfa, 19 Nisan'da, yarışmacılara, Gazi Köşkü'nde doldurulmuş kuzu ziyafeti çekilen Diyarbakır, 20 Nisan'da Elazığ, 21 Nisan'da Malatya, 22 Nisan'da Gaziantep, 23 Nisan'da Antakya, 24 Nisan'da tekrar Adana, 26 Nisan'da Afyon, 27 ve 28 Nisan'da, elbette Efes Oteli'nde kalınan İzmir, 29 Nisan'da, müzisyenlerimizin, kaldıkları otelden konser verecekleri sinemaya kadar trafik polisleri eşliğinde götürüldüğü Çanakkale ve 30 Nisan'da Edirne'de halkın karşısına çıkarlar.

Yarışmayı renklendirmek için kervana katılmış Orhan Boran, "Yuki'nin babası" olarak büyük ilgi toplar bu turnede. İstanbul'da verilen konserler sonrası, nihayet Şan Sineması'nda yapılan finalde sonuçlar açıklanır. Çoğunluğu, Urfa, Elazığ, Diyarbakır ve Gaziantep gibi şehirlerde toplanmış 6068 oyla Batman Orkestrası birinci olur. İlhan Telli'nin önderliğindeki bu Altın Mikrofon yarışmalarının emektar topluluğu, nihayet şeytanın bacağını kırmış ve birinci olmuştur. Grup "Meşelidir Enginde Dağlar Meşeli" adlı şarkıyla bu sonucu elde etmiştir. Koray Oktay,Oğuz Durukan, Uğur Dikmen ve kervanın en genç müzisyeni olan Asım Ekren'den kurulu Haramiler, (4476 oy alarak) "Arpa Buğday Daneler" ile ikinci, koyun postlarının uğur getirdiği söylenen Moğollar, (3711 oy) "Ilgaz" ile üçüncü, Erkin Koray dahil dört kişiden oluşan Erkin Koray Dörtlüsü (2980 oy) "Çiçekdağı" ile dördüncü olurlar. Beş finalistimizden Turgut Oksay'lı Sis Beşlisi de "Iğdır'ın Al Elması" ile (muhtemelen kervanımız Iğdır'a uğramadığından ancak 2423 oy alarak) beşinci olur.

İlk defa 1965 yılında yapılmış olan bu yarışmanın dördüncüsü de bitmiştir böylelikle ama henüz o tarihlerde bilinmiyor olsa da, bu son yarışma olacaktır. Türk Popu'nu derin bir şekilde etkilemiş, Anadolu Pop akımının yerleşmesi ve kalıcı olması için büyük bir destek vermiş olan bu yarışma, 1972 yılında Günaydın gazetesinin el atacağı tarihe kadar kulak arkası edilecek, Günaydın'ın (sonra da Saklambaç'ın) çabaları da bir işe yaramıyacak ve bu yarışmanın 1965 yılından itibaren yaşatmaya başladığı altın çağ 1968 yılında sona erecektir.


Yorum Yaz