1980' li Yıllardan Bize Kalanlar

1980' li Yıllardan Kalanlar
Belki hatırlarsınız, bir zamanlar telsizler yasaktı. Yasak kalktıktan sonra, bir telsiz furyası başladı, herkesin elinde, arabasında, evinde bir CB, yani telsiz oldu. Her köse başında bir “CB Shop” türedi. Bu, günümüzdeki cep telefonu furyasına çok benziyor. O zamanlar telsiz geyikleri başladı, telsizden arkadaşlıklar kuruldu, sonra cafelerde falan buluşuldu. O günlerden klasik bir diyalog başlangıcı : “…bayan arkadaş arıyorum bayan arkadaş…..
” 80' lerde video salgını başladı. BETAMAX diye bir şeyle tanıştık. Her köse başında bir videocu açıldı ve biz de videoculara taşınmaya ve video kulüplere üye olmaya başladık. Artık hafta sonlarında 5-6 kaset kiralanıyor ve filmler seyrediliyordu. Okul kırıldığı zamanlarda da artık yapacak yeni bir şey vardı. Galiba Türk halkının en fazla film seyrettiği zamanlardı. Acaba su anda kaç tane video kulüp vardır.
“Milliyet Çocuk Dergisi” vardı ve Pazartesi günleri çıkardı. Resimli romanlar, hikayeler, okuyucu mektuplar vardı. Milliyet Çocuk Dergisi’ nin klâsiği “Cimcime” aman sakın unutulmasın.
En çok sevdiğim ise, şimdi ismini hatırlayamıyorum ama canlı bir uçan daire ve onun içinde evreni dolaşan bir ailenin maceraları. Bunun ismini hatırlayan varsa bildirsin buraya yazalım. (Jetgiller) Renkli televizyonun o denli yaratıcı bir icadı bir daha gelmemiştir herhalde.
Okula giderken, her ne kadar babalarımız karşı çıksa da, spor ayakkabı giyerdik. O zamanlar “Converse” çoook modaydı. Hele bir de kırmızı ise havamızdan yanımıza yaklaşılmazdı. Okul maçlarından sonra “Converse” leri bağcıklarından birbirine bağlayıp omuzlarına asanlar kızların gözdesi olduklarını zannederlerdi. Ancak, “Converse” lerin bir çok taklidi vardı, en makbul olanı, orijinal olanlardı. Acaba hiç “Converse” istememiş olan bir 80 çocuğu olabilir mi? En popüler ayakkabı converse all star olabilirdi. Amerikan pasajında parayı verirsen ve adamlar da seni tanırsa satıyorlardı…Ama döneme damgasını vuran ayakkabı “Adidas Topten” di..
Şanslı isen px den kutu kola alabilirdin.
Hatırlıyorum, Türkiye’ ye ilk gelen ithal?! Jean “Lee Cooper” oldu. Reklamı bayağı konuşulmuştu. Belki hatırlarsınız bir grup genç acayip sesler çıkarıyordu. Tabii bu arada efsane olmuş bir takım markalar vardı (mesela Levi’s 501), bunlardan bir şekilde edinen
şanslılar acayip sükse yapardı.
0.5 kursun kalemler yeni çıkmıştı, hemen herkes kırtasiyecilere koşup birer tane satın aldı. O zamanlar arkadaşlar arasında gelişen bir eşek şakası bu kalemler üzerine kurulmuştu. Şöyle ki: Bu kalemin ucunu çıkarırsınız, kalem ucunu ileriye itmekte kullanılan mekanizmayı kalemin tepesine basarak açarsınız ve bu açık ucu bir arkadaşınızın (tercihen bir kız arkadaş) saçlarının arasına sokarsınız, kalemin tepesini bırakıp çekersiniz. Eh tabii ne olur bir iki tel saç araya sıkışır ve şanssız arkadaşın kafasından kopar. Bu müthiş bir acı verir, bu niye yapılırdı anlamam. Neyse bunu evde veya okulda denemeyin.
Rubik Küpü ortaya çıktı. Normal insanlar arasında bunu çözebilen birisi çıktı mı acaba. Japonlar bir robot yapmıştı 8-10 saniyede çözebilen. Bayağı uğraşmıştık.
Peugeot 205 GTI çok çok modaydı. Acayip imrenerek bakardık. Şimdi bile ne zaman bir 205 GTI görsem saygıyla bakarım.
O zamanlar internet yoktu, bırakın İnterneti bilgisayar bile yoktu, sadece emektar Commodore 64' ler, Atari 800XL’ ler, Sinclair’ ler vardı. (Bütün bunlar ne yahu? diyenler vardır tabii şimdi, onlara sadece gülümsüyorum). Hafızaları 64K idi. Yani siz bugün MS Word’ de bir yazı yazıp save ettiğinizde oluşan dosyanın boyutundan bile küçük. Ama o bilgisayarlarla harikalar yaratılırdı ve bence asıl marifet buydu. Basic ile programlar yazardık, bunları kasetlere kaydederdik, tekrar yüklemek için kafa ayarının tutması gerekirdi tabii .
Kot pantolonların paçalarını yukarı doğru kıvırırdık.
Mekap ve Esem Sport ayakkabılar satılırdı. Bazıları da alırdı…
Sabahlara kadar “Donkey Kong” “River Raid” ve “Pole Position” oynardık. Ayrıca “Raid Over Moscow” da Kremlin sarayını yerle bir ederdik. Pac Man çok modaydı her köşe başında o aptal küçük noktaları yemeye çalışan bir yaratık çıkardı.
Radyo olarak TRT 3 dinlerdik (başka da bir şey yoktu zaten), sabah 08.00 ve 10.00 akşam da 18.00 de liste programları verirlerdi. Tabii teypte kaset hazır olurdu ve sevdiğimiz şarkıları kaydederdik.
zamanlar şimdiki gibi Avrupa’ da Amerika’ da çıkan her albüm Türkiye’ ye gelmezdi, her yerde kasetçiler vardı, kaset doldurturduk. O zamanların çocukları mutlaka ellerinde bir liste ile bir kasetçiye gidip bir kaset doldurtmuşlardır. Bunun zevki başka nerede var. Kasetin hazır olacağı saati iple çeker, babamıza zorla aldırdığımız müzik setinde dinler, o zamanlar moda olan; biten şarkının sonu ile yeni şarkının başını karıştıran mix aletlerine hayran olurduk. Ne yazık ki bu zevki yaşamak artık mümkün değil.
Arkadaşlarla müzik setleri hakkında derin tartışmalara girerdik. Kaç katlı müzik setleri iyi olur sizce?
“Boat on the River” dinlerdik ve sözlerinden bir anlam çıkartmaya çalışırdık. Ama bunu başarabilen hiç kimse çıkmadı.
Atari 2600 yeni çıkmıştı. Daha ortada ne Commodore vardı ne de başka bir şey. Bazı şanslı çocukların Atarileri vardı. Bir yolunu bulup onlara ziyarete gider saatlerce oynardık. Bütün dünyada büyük olay yaratmıştı.
Hey! O zamanlar 8086 lar vardı ve benim pac-mandan sonraki en favori oyunum “Digger”di. O hala yaşıyor. Bir gurup insan o güzel oyunu pentium makinalara uyarlamışlar Dechatlon oynarken kim bilir kaç tane joystick kırıldı!!! Bence Atari 800XL’nin en güzel oyunuydu.
Şalvar kesim kot pantolon, shetland kazak, anorak yelek giyer, walkmanlerimizi takar piyasa yapardık.
Taklit Lacoste t-shirt giyer kollarını kıvırırdık.
Saçlarımızın sadece arkasını omuzlara kadar uzatırdık.
Kışın gözde mekanları Airport ve Stüdyo 54 idi
Okul çantalarımızın (arabası olanlar arka camlarına) üzerine “KAMEI”, “SAKURA” yazılı çıkartmalar yapıştırırdık.
Her hafta Gırgır’ ın çıkmasını heyecanla beklerdik. Bir solukta okurduk. Takip ettiğimiz serilerin başında Utanmaz Adam, Avanak Avni, En Kahraman Rıdvan gelirdi. Tabii diğer bütün karikatürler ve tam sayfa olan ve belirli bir konuya yoğunlaşmış bölüm de çok iyiydi.
Bunun yanında Fırt vardı, ikinci sayfada çıplak bayanların sansürlenmiş ve karikatürlerle süslenmiş bir resmi olurdu.
Pioneer teyp, bilmem kaç wattlık Aciko ekolayzer ve arkada 2080 çift katlı kolonlar ve önde 150 wattlık 1685 ler… Muazzam bir tıslama ve bumlar…Veya dumtıs…çıstak..
Gaza yüklen, asfaltı kazı… Sonra ikiye at ve tekrar gaza yüklen.. Hatta daha fazla ilgi çekmek istiyorsan bir de ara gaz ver… O zamanlar kızlarla tanışmak için en büyük aracımızdı. Hala kırmızı bir doğan görsem saygıyla bakarım… Şimdi esamesi okunmayan pek çok değer gibi o da bir zamanların efsanesi idi…
İlk walkman’ imi hatırlıyorum “Sanyo” Anneciğim yurt dışından bir arkadaşına getirtmişti ve onda dinlediğim ilk parça al jearau’nun this time’dı sanıyorum , çok çok etkilemiş beni…
O yıllarda Bravo dergisi çok modaydı. Parası olanlar alırdı. Hatırlarım da Hey dergisi 75 lira, Onyedi dergisi 125 lira ama Bravo 500 liraydı. Benim 2 tane vardı. Almanca anlamazdık ama okurduk. Hava atardık. İlk sayfaları beyaz orta sayfalari saman kağıttan HEY dergisi vardı ve bütün müzik olaylarını, Alman Bravo dergisinden tercüme edilmiş röportajları orada okur, müzik listelerini sıkı şekilde takip ederdik… Sonra ONYEDI ve BLUE JEAN gelmişti… Verdikleri posterler odalarımızı süslerken dergideki bir iki şarkı sözü bizi mutlu etmeye yeterdi… Peki dergilerin içinden çıkan minik şarkıcı çıkartmalarını hatırlamayan var mı? Şimdi geriye sadece Blue jean kaldı galiba Acaba siz de seksenlerin çocuğu musunuz?
Bilgisayarı televizyona bağlamanın, pahalı grafik kartları gerektirmediği, hatta bilgisayarın çalışması için TEK yöntem olduğu günleri hatırlıyorsanız.
Lise arkadaşlarınızla 1999 yılbaşında tekrar bir araya gelmeyi planladıysanız.
İnternet diye bir kelimenin olmadigi zamanları hatırlıyorsanız
J.R.’ ı kimin vurduğunu biliyorsanız
Sizin için The Reflex hala güzel bir şarkı ise Rick Springfield’ in kim olduğunu biliyorsanız Duran Duran üyelerinin isimlerini biliyorsanız
Pazar sabahı kardeşlerinizle Voltran’ ı oluşturmaya çalışırken babanızdan fırça yediyseniz
Wham’ in ayrılmasına hala üzülüyorsanız
Bazen içinizden Kara Simsek’ in şarkısını mırıldanıyorsanız Bazen trafikte sıkıştığınızda “Turbo” tuşunu arıyorsanız.
Minti Minti’ nin ne demek olduğunu biliyorsanız
Taksim’ deki Mc. Donald’s’ in açıldığı günü ve istiklal Caddesi’ nin trafiğe açık olduğu günleri hatirliyorsaniz
BMX sizin için bir anlam ifade ediyorsa
İlk bilgisayar programlama derslerine Milliyet’ in verdiği bir ilave ile başladıysanız
The Wall’ i sinemada izlediyseniz
Elmor’ un kim olduğunu biliyorsanız
İhtilal kelimesinin anlamını bir sabah kalktığınızda annenizden öğrendiyseniz
İstanbul’ un telefon kodunun 1 olduğu ve karşıyı ararken kod çevirmek zorunda olmadığınız zamanları hatırlıyorsanız
Hala 33' lük plaklarınız duruyorsa
Mork’ un kim olduğunu ve nereden geldiğini biliyorsanız
TRT’ de yayınlanan dizilerin orijinal seslerini TRT 3 ten dinleyip anlamaya çalıştıysanız
Gündüzleri televizyon seyretmenin rüya olduğu günleri biliyorsanız
“Güüüç Bende Artık” kimin sözü biliyorsanız
Üniversite sınavına girdiğiniz sene milyonlarca değil de sadece 400.000 civarında katılımcı vardı ise
Kadın deyince aklınıza Bo Derek geliyorsa
Çinkes nedir biliyorsanız
Playboy’ un ilk sayısında kimin olduğunu hatırlıyorsanız ve Playmen’ i biliyorsanız.
Güneş Tecelli ve Cenk Koray ikilisini unutmadıysanız?
Bruce Lee’ nin esasında hain bir cinayete kurban gittiğini düşünüyorsanız.
Çiçek Kiz Angie’ nin sonunda her çiçeğin bir anlam taşıdığını hatırlıyorsanız.
Charlie’ nin Melekleri ‘nin isimleri aklınızda ise ve Bozly kimdir, biliyorsanız?
Komiser Kolombo dizisini ve uzun trençkotu hatırlıyorsanız,
Flashdance, Endless Love, Electric Dance filmleri deyince hala heyecan duyuyorsanız,
Live is Life şarkısını ve Opus’ u hatırlıyorsanız,
Her sene Eurovision heyecanını bir hafta taşımış ve her sene sonuncu olma hüznü ve kızgınlığını derinden hissetmiş iseniz,
İri göğüslü Samantha Fox’u ilk gençlik aşkınız olarak tanımlıyorsanız,
Modern Talking, Cherri Cherri Lady şarkısının sözlerini arkadaşınıza yazdırmaya çalışmış iseniz, ya da İngilizcenizin onların şarkılarında kullandıklarından iyi olduğunu düşünmüş iseniz, Brother Loui’ nin kimin kardeşi olduğunu sormuyor iseniz…
TRT 1 televizyonunda bir hafta gecikmeli de olsa, San Remo Şarkı Yarışması, Al_Bano, Romina Power çifti ve Felicita’yı hatırlıyorsanız,
Toto Cotugno, L’italiano yu bilebiliyorsanız,
Aytek Melih, Emir ve Efe Aydan’ın basketbol yıllarını hatırlıyor, Basketbol Milli Takımının Balkan Şampiyonasına katılımını ve başarılarının ülkenin tek spor başarısı olduğu günleri hatırlıyorsanız, Basketbolda Fenerbahçe’de Calvin fırtınası esiyorsa,
Coolidge, Carver Lisesi, Thorp kimdir, nedir biliyorsanız,
Hafta sonları Rafaella Cara Show’ u izliyor ve kadının yaşına inanmadığınızı hatırlayabiliyorsanız,
Coşkun Evcim ‘i, Tolga Han ve Dans Grubunu hatırlıyor, Star televizyonuna çıkan Yasemin Evcim’i görmek için 24.00 ı beklemiş iseniz…
Barbra Streisand ve Women in Love şarkısı, Nilüfer’in Ben Seni Seven Kadın şarkısının güftesinin aynısı ise,
” Çukulata Renkli Sanatçı ” kimdir, Sezen Cumhur Önal ne iş yapar bilebiliyorsanız,
Pazar 84, Pazar 85, Pazar 86… serilerini hatırlıyorsanız…
Ayşe Egesoy ve program açılışlarında okuduğu şiirler…
Almanya’dan Galatasaray’a gelen ilk gurbetçi futbolcular İlyas Tüfekçi ve Erdal keser…
Futbolda 8 – 0 yenilgi ne demektir milletçe öğrenmişseniz ve asla futbolu ırk olarak öğrenemeyeceğimizi düşünmüşseniz…
Neuchatel Xamas hangi ülkenin futbol takımı hatırlıyorsanız,
Schumacher, Rıdvan, Oğuz üçlüsünün birlikte Fenerbahçe’ de oynadığı zamanı ve 107 golle gol rekoru kırarak şampiyonluğu hatırlıyorsanız…
Medley Şarkılar…Da da da şarkısı,
Levi’s Wrangler kotları anahtar, Cola kapağı ile beyazlatma uğraşısı, ilk taşlanmış kot…
Ahmet Kaya nın çıkış yaptığı Fabrika Kızı şarkısını dinlerken bir ” eski tüfek ” in şarkıyı siz ilk kez dinlerken yanınızda mırıldandığını hissetmiş iseniz,
I Just Called Tou Say I Love You şarkısı ve gözlüklü ama şarkıcısı…(İsmi neydi?)
Büyük panolarda Mudo reklamı yapan kıvırcık saçlı, mini kot etekli ve kırmızı espardilli Selda Özler…
1984 yılında 215.000 TL ye taksitle AGA marka ilk renkli televizyonu hatırlıyorsanız…
Futbol maçlarının şifreli yayını diye bir kavramı hala tuhafsıyorsanız,
İlk özel tv yayınını gerçekleştiren televizyonun devlet desteği olmadan nasıl ayakta kalacağını tartıştığınızı hatırlıyorsanız…
Yıllık eğitim veren üniversitelerde 4 vizeolduğunu ve 4 vizede toplam 160 alamazsanız ” telafi ” ye girdiğinizi, bu sefer toplamda 200'ü bulamazsanız vizesiz kaldığınızı ve o dersin finaline giremediğinizi hatırlıyorsanız,
Halı saha kavramını ilk duyduğunuzda nasıl iş demişseniz.
TRT de yayınlanan kış olimpiyatlarını hatırlıyor ve Rus çiftlerin buz dansından zevk almayı öğrenmişseniz..
No Frost buzdolabı öncesini hatırlayabiliyorsanız, buzluktan sert bir cisimle hiç buz kazımış iseniz..
Üniversite sınavına hazırlanırken tek kaynağınız ” Aşama ” dergisi idiyse ve taşra illerde il merkezinde ve sadece bir tane dershane var idiyse,
Üniversiteye girdiğinizde üniversite sınavı iki aşamalı idiyse ve ilk aşama olan ÖSS ye taşrada il merkezinde, ikinci aşamaya bölge merkezinde girdiyseniz, 18 ÖYS ( İkinci Basamak) 6 ÖSS tercihi yazmış ve son gece bir aile büyüğünüzün ısrarı ile yazdığınız 12 nci tercihinizi kazanmış iseniz,
Sosyal bölümlere Eşit Ağırlık Puanı ile, Tıbba Fen Puanı ile girmiş iseniz, Hukuk fakültesine İngilizce den çıkardığınız 11.75 net ile 10 eşit ağırlık puanı fazla alarak girilebiliyor olduğunu hatırlıyorsanız,
Pazartesi akşamları Savaş Rüzgarları, Vikigler ve Vickie’yi, Çarşamba geceleri Şahin Tepesi ve Angela’yı, Simon & Simon’u ailece evin tek televizyonunda ve tek kanalda aynı odada seyretti iseniz,
Fono ve Limasollu Naci uzaktan dil eğitiminin (mektupla) işe yarayacağını düşünmüş iseniz,
Baskan yayınları ile ilk bilim kurguyu, Enid Blyton (böyle mi yazılıyordu ki?) ile 7 Afacanlar, Harika Beşler, Muhteşem Üçler, Şahane altılar gibi birbirinden esrarengiz, çocukların başından geçen serileri heyecanla okuduysanız..
Erich Von Danieken i tanıyorsanız ve ilk kitaplarından Tanrıların Arabalarını bir solukta okuyup arkadaşlarınızla tartışmaya koşmuş iseniz, henüz Von Danieken bazı kitaplarının uydurma olduğu gibi açıklamalar yapmamışsa…
Tek kanalda Salı Türk Sineması varsa, tüm aile akşamki filmi alternatifi olmadan seyreder, zevk alır ve ertesi gün okulda konu ( ne filmi olursa olsun ) akşamki film olursa, kanal ismi söylemeden, çoğu zaman film ismi söylemeden herkes aynı kanalda aynı filmi seyretmiş ise ve konu film ise…
Haftalık ansiklopedi fasikülleri gazetecilerde satılmaya başlanmış ise, 20.YÜZYIL, GELİŞİM-HACHETTE…
Bulvar ve Tan gazetelerini ilk sayfa güzellerini hatırlıyorsanız, nedense iki gazete birlikte alınıyorsa ( Bulvar ve Tan verir misin?)
Her akşam İran-Irak Savaşı haberi ve İran ya da Irak’ın Basra körfezinde bir adaya, petrol şilebine veya tesisine saldırdığını, geri aldığını ve Asala örgütünün bir diplomatımızı vurduğu haberlerini dinlemeye alıştığınızı düşünüyorduysanız…
KKTC nin ilanını batıya attığımız büyük bir şamar olarak hatırlıyorsanız…
0 302 ve 0 302 S marka otobüsler yeni çıkmışsa… Paralı otoyol kavramı ile ilk kez tanışmanızı hatırlıyorsanız,
Yakalamaca oynarken ” maya “, kovboyculuk oynarken ” komen ” diye anlamsız şeylerle birbirinize bağırmış iseniz,
Amerika başkanı Ronald Reagan ise.. Siz de seksenlerin bir çocuğusunuz……

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !